Bazen dünyada olup biten her şey bize çok uzakmış gibi gelir. Haberlerde gördüğümüz iklim krizi, eğitim hakkına erişemeyen çocuklar, göçmenler, engelli bireylerin gündelik hayatta karşılaştığı engeller, sokakta yaşayan hayvanlar, yalnız kalan yaşlılar, afetler, eşitsizlikler…

Bütün bunlar büyük başlıklar gibi görünür. Sanki yetişkinlerin, kurumların ya da devletlerin çözmesi gereken meselelerdir. Bir lise öğrencisi olarak insan bazen kendine şu soruyu sorar: “Ben ne yapabilirim ki?”

Oysa gönüllülük tam da bu sorunun içinden doğar. Her şeyi değiştirmek zorunda değilsin; ama bir yerden başlayabilirsin. Bir çocuğun dersine destek olmak, bir çevre çalışmasına katılmak, bir derneğin sosyal medya içeriklerine katkı sunmak, bir hayvan barınağında emek vermek ya da küçük bir dayanışma ağına dahil olmak… Bunların her biri küçük görünebilir. Fakat insanın dünyayla kurduğu ilişki çoğu zaman böyle küçük başlangıçlarla değişir.

Gönüllülük, genç yaşta insanın kalbine iyi gelen bir yön bulmasıdır. Neye duyarlı olduğunu, hangi mesele karşısında sessiz kalamadığını, kimlerin hikayesine daha yakından bakmak istediğini fark etmesidir. Bu yüzden gönüllülüğü boş zamanı değerlendirmek için yapılan bir etkinlik gibi düşünmek eksik kalır. Gönüllülük, kendini ve dünyayı daha dikkatli görmeye başladığın bir yolculuktur.

Kalbine İyi Gelen Yeri Bul

Sınıfta masaya yayılmış fotoğraflar üzerinden ilgi alanlarını keşfeden gençler

Her genç aynı konuya aynı yakınlığı hissetmez. Kimi çocuklarla çalışırken anlam bulur. Kimi doğayla temas ettiğinde toprağa, suya, hayvanlara ya da iklime dair bir sorumluluk hisseder. Kimi göçmenlerin yaşadığı zorlukları öğrendiğinde uzun süre düşünür. Kimi engelli bireylerin gündelik hayatta karşılaştığı engelleri fark edince “burada bir şey yapılmalı” der. Kimi eğitim eşitsizliğine, kimi yoksulluğa, kimi afetlerden etkilenen insanlara, kimi yaşlılara ya da hayvan haklarına daha yakın hisseder.

Burada doğru ya da yanlış bir yönelim yoktur ve bu sorunların birini diğerlerinden ‘daha önemli’ addetmek mümkün değildir. Önemli olan, sana gerçekten dokunan meseleyi fark etmendir. Çünkü insan içten bağ kurduğu bir alanda daha uzun süre emek verebilir. Seni gerçekten düşündüren bir meseleyle karşılaştığında, orada daha derin bir iz oluşur.

Kendine şu soruları sormak iyi bir başlangıç olabilir: Hangi haber beni kolay kolay unutamayacağım kadar etkiliyor? Hangi konuda bir şey yapmadığımda içimde huzursuzluk kalıyor? Hangi soruna küçük de olsa katkı sunmak bana iyi gelir?

Bu soruların cevabı hemen netleşmeyebilir. Zaten gönüllülüğün güzel taraflarından biri de budur. Cevaplar çoğu zaman düşünürken değil, bir işin içine girince belirir.

Dünyayı Gerçek İnsan Hikayeleriyle Tanı

Kampüs önünde tekerlekli sandalyedeki arkadaşlarıyla sohbet eden bir grup genç

Okulda pek çok şey öğreniriz. Kavramlar, teoriler, tarihsel olaylar, toplumsal problemler… Bunların hepsi önemlidir. Fakat bazı şeyleri gerçekten anlamak için insanlarla karşılaşmak gerekir.

Bir çocuğun eğitim desteğine neden ihtiyaç duyduğunu gördüğünde, eğitim eşitsizliği soyut bir kavram olmaktan çıkar. Bir engelli bireyin kaldırımdan binaya ulaşırken yaşadığı güçlüğü fark ettiğinde, erişilebilirlik bambaşka bir anlam kazanır. Bir çevre çalışmasında plastik atığın, suyun ya da toprağın gündelik hayatla nasıl ilişkili olduğunu gördüğünde, sürdürülebilirlik bir afiş cümlesi gibi durmaz. Göçmenlerle ilgili bir çalışmaya katıldığında, göçün rakamlardan ibaret olmadığını; aile, dil, okul, aidiyet ve güven duygusuyla iç içe geçtiğini anlarsın.

Bu temas her zaman kolay değildir. Gönüllülük bazen insanı zorlar. Bazen bir sorunun ne kadar derin olduğunu görürsün. Bazen iyi niyetin ve duyarlılığın tek başına yetmediğini fark edersin. Ama tam da bu yüzden öğreticidir. Sana sabrı, dinlemeyi, dikkatli olmayı, sınırlarını bilmeyi ve sorumluluk alırken saygılı kalmayı öğretir.

İyi Niyetin Yanına Bilgi Koy

Kütüphanede bilgisayar başında birlikte araştırma yapan öğrenciler

Gönüllülük çoğu zaman iyi niyetle başlar. Bu çok kıymetlidir. Fakat iyi niyetin gerçekten faydaya dönüşmesi için bilgiyle ve özenle desteklenmesi gerekir.

Engellilik alanında gönüllü olmak istiyorsan, engelli bireyleri yardım edilmesi gereken kişiler olarak değil, hak sahibi bireyler olarak görmeyi öğrenmen gerekir. İklim alanında bir çalışmaya katılacaksan, sorunun yerel ve küresel boyutlarını araştırman gerekir. Göçmen haklarıyla ilgileniyorsan, önyargıların, dilin ve hukuki süreçlerin bu alandaki etkisini anlamaya çalışman gerekir.

Bu yüzden gönüllülük, “ben yardım etmek istiyorum” cümlesiyle başlasa da orada kalmamalıdır. Zamanla şu soruya dönüşmelidir: “Nasıl daha doğru, daha saygılı ve daha etkili katkı sunabilirim?”

Bu soru çok değerlidir. Çünkü seni iyi niyetli bir katılımcı olmaktan çıkarır, düşünen ve sorumluluk alan bir genç haline getirir.

Mesleki Keşfine Işık Tutsun

Sürdürülebilirlik atölyesinde rüzgar türbini ve güneş paneli maketleriyle çalışan gençler

Gönüllülüğün en güzel yanlarından biri, başkalarına dokunurken kendinle de karşılaşmandır. Hangi ortamlarda daha rahat iletişim kurduğunu, hangi görevlerde daha üretken olduğunu, ne zaman zorlandığını, hangi sorumlulukların seni heyecanlandırdığını fark edersin.

Bir çalışmada çocuklarla zaman geçirirken eğitim, psikoloji, çocuk gelişimi ya da sosyal hizmet gibi alanlara yakınlık hissedebilirsin. Bir çevre projesinde yer aldığında sürdürülebilirlik, mühendislik, şehir planlama, ekonomi ya da politika ilgini çekmeye başlayabilir. Engellilik alanında çalışırken tasarım, mimarlık, hukuk, özel eğitim ya da erişilebilir teknoloji üzerine düşünebilirsin. Göçmenlerle ilgili bir dayanışma çalışması seni sosyolojiye, uluslararası ilişkilere, insan haklarına ya da iletişim alanına yaklaştırabilir.

Bazen bir mesleği seçmek için önce bir meseleyle karşılaşmak gerekir. Çünkü insan neye emek vermek istediğini, çoğu zaman gerçek bir ihtiyaçla temas ettiğinde daha iyi anlar.

Deneyimini Bir Satırdan Fazlası Yap

Akşam saatinde bilgisayar başında deneyimlerini yazıya döken gençler

Gönüllülüğün özgeçmişe katkısı elbette vardır. Üniversite başvurularında, proje dosyalarında, kişisel portfolyolarda ve mülakatlarda bu deneyimler öğrencinin sorumluluk aldığını, toplumsal meselelere duyarlı olduğunu ve farklı insanlarla çalışabildiğini gösterir.

Ama burada önemli bir ayrım var. Gönüllülük, özgeçmişe yazılacak bir satır olarak kaldığında etkisi sınırlı olur. Asıl değer, o deneyimin sende ne değiştirdiğini anlatabildiğinde ortaya çıkar.

Bir kurumda gönüllü oldun. Peki ne gördün? Bir etkinlikte görev aldın. Peki ne öğrendin? Bir kampanyaya destek verdin. Peki hangi ihtiyacı fark ettin? Bir ekiple çalıştın. Peki nasıl bir rol üstlendin? Zorlandığın anda ne yaptın? Bu deneyim geleceğe bakışını nasıl etkiledi?

Bu sorulara cevap verebildiğinde, gönüllülük deneyimin artık bir liste maddesi olmaktan çıkar. Kendi hikayenin anlamlı bir parçasına dönüşür.

Bu yüzden gönüllü çalışmaların ardından kısa notlar tutmak, yansıtma yazısı yazmak, küçük bir rapor hazırlamak ya da bir blog yazısı üretmek çok değerlidir. Böylece “katıldım” demekle kalmazsın; ne fark ettiğini, nasıl düşündüğünü ve nasıl geliştiğini de görünür kılarsın.

Dünyaya Uzak Kalmamayı Seç

Mahallede geri dönüşüm toplayıp fidan taşıyan gönüllü gençler

Aktif küresel vatandaşlık kulağa büyük bir kavram gibi gelebilir. Oysa çoğu zaman çok yakınında başlar. Okulunda, mahallende, şehrinde, bir derneğin çalışmasında, bir arkadaşının fikrinde ya da seni rahatsız eden küçük bir adaletsizlikte…

Dünyadaki bütün sorunları çözmen gerekmiyor. Ama bir meseleye daha dikkatli bakabilir, bir ihtiyacı fark edebilir, bir çalışmaya emek verebilir, bir insanın hayatına küçük de olsa iyi gelebilirsin.

Gönüllülük biraz da budur: dünyaya uzak kalmamayı seçmek.

RLA olarak biz, gençlerin gönüllülüğü geçici bir etkinlik olarak değil, kendilerini ve dünyayı daha iyi tanıdıkları güçlü bir gelişim deneyimi olarak görmelerini önemsiyoruz. Çünkü gönüllülük, insanın kalbine iyi gelen bir alan bulmasına, o alanda sorumluluk almasına ve kendi hikayesini daha anlamlı biçimde kurmasına yardımcı olur.

Şimdi kendine şu soruyu sor:

Ben dünyada hangi meseleye karşı daha duyarlı olmak istiyorum?

Cevabın bugün tam olarak hazır olmayabilir. Ama bir gönüllü deneyim, bir karşılaşma, bir sohbet, bir proje ya da küçük bir sorumluluk bu cevabı yavaş yavaş görünür hale getirebilir.

Bazen insan, kendi yolunu başkasının hayatına iyi gelen bir adım atarken bulur.